كَانَتِ الْقِطَّةُ الْأُنْثَى تُرْضِعُ صِغَارَهَا.
Dişi kedi yavrularını emziriyordu.
كَانَتِ الْقِطَّةُ الْأُنْثَى تُرْضِعُ صِغَارَهَا.
Dişi kedi yavrularını emziriyordu.
الأَعْضَاءُ المُؤَنَّثَةُ لِهَذِهِ الزَّهْرَةِ أَكْثَرُ وُضُوحًا.
Bu çiçeğin dişi organları daha belirgin.
كَانَ لَهَا صَوْتٌ أُنْثَوِيٌّ جَذَّابٌ.
Çekici, dişi bir sesi vardı.