dikizlemek

تَطَلَّعَ الرَّجُلُ إِلَى الشَّارِعِ مِنْ خَلْفِ السِّتَارِ.

Adam, perdenin arkasından sokağı dikizledi.

لَمْ يَكُنْ يُحِبُّ التَّجَسُّسَ عَلَى جِيرَانِهِ.

Komşularını dikizlemekten hoşlanmıyordu.

رَاقَبَ رِجَالُ الشُّرْطَةِ الْمُشْتَبَهَ بِهِ خُفْيَةً لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.

Polis, şüpheliyi uzun süre dikizledi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler