حَانَ وَقْتُ زَرْعِ شَتَلَاتٍ جَدِيدَةٍ فِي الْحَدِيقَةِ.
Bahçeye yeni fidan dikme zamanı geldi.
حَانَ وَقْتُ زَرْعِ شَتَلَاتٍ جَدِيدَةٍ فِي الْحَدِيقَةِ.
Bahçeye yeni fidan dikme zamanı geldi.
هُنَاكَ حَاجَةٌ إِلَى دِعَامَاتٍ لِإِبْقَاءِ الْخَيْمَةِ مُنْتَصِبَةً.
Çadırı ayakta tutmak için dikmelere ihtiyaç var.
تَمَّ وَضْعُ عَمُودَيْنِ عَلَى جَانِبَيِ الْبَابِ.
Kapının yanlarına iki dikme yerleştirildi.
نُصْبَة، تَخْيِيط، غَرْز، إِخْيَاط، إِغْرَاز