dikmek

اسْتَيْقَظَتْ أُمِّي مُبَكِّرًا لِزَرْعِ شَتَلَاتِ الطَّمَاطِمِ فِي الْحَدِيقَةِ.

Annem bahçeye domates fidesi dikmek için erkenden kalktı.

أَخَذَ الْخَيَّاطُ إِبْرَةً وَخَيْطًا لِخِيَاطَةِ الثَّوْبِ الْمُمَزَّقِ بِعِنَايَةٍ.

Terzi, yırtılan elbiseyi özenle dikmek için iğne iplik aldı.

يُرِيدُ جَدِّي غَرْسَ أَشْجَارِ فَاكِهَةٍ جَدِيدَةٍ فِي الْحَدِيقَةِ.

Dedem, bahçeye yeni meyve ağaçları dikmek istiyor.

Ayrıca: نَصَبَ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler