dilbaz

كَانَ مُتَحَدِّثًا فَصِيحَ اللِّسَانِ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ كَانَ قَادِرًا عَلَى إِقْنَاعِ الجَمِيعِ بِسُهُولَةٍ.

O kadar dilbaz bir konuşmacıydı ki, herkesi kolayca ikna edebiliyordu.

تَمَكَّنَ بَائِعٌ لَبِقٌ مِنْ إِقْنَاعِ الْعَمِيلِ بِشِرَاءِ الْمُنْتَجِ.

Dilbaz bir satıcı, müşteriyi ürünü almaya ikna etmeyi başardı.

يَهْدِفُ السِّيَاسِيُّ إِلَى التَّأْثِيرِ عَلَى الْجُمْهُورِ بِخُطَابَاتٍ بَارِعَةِ الْكَلَامِ.

Politikacı, dilbaz konuşmalarıyla halkı etkilemeyi hedefliyor.

İlişkili Kelimeler