dile gelmek

الْأَسْرَارُ الَّتِي كَانَتْ مُخْفِيَّةً لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ أَصْبَحَتْ أَخِيرًا يُنْطَقُ بِهَا.

Uzun zamandır saklanan sırlar sonunda dile geldi.

لَمْ يَتِمَّ ذِكْرُ هَذَا الْمَوْضُوعِ فِي الِاجْتِمَاعِ عَلَى الْإِطْلَاقِ.

Bu konu toplantıda hiç dile gelmedi.

تَدَاوَلَ النَّاسُ اسْمَ الْمَطْعَمِ الْجَدِيدِ فِي الْحَيِّ.

Yeni restoranın adı mahallede dile geldi.

نَطَقَ الطِّفْلُ أَخِيرًا بِكَلِمَتِهِ الْأُولَى.

Çocuk sonunda ilk sözcüğüyle dile geldi.

İlişkili Kelimeler