dili varmamak

كَانَ حَزِينًا جِدًّا لِدَرَجَةِ أَنَّ لِسَانَهُ لَمْ يُطَاوِعْهُ لِيَقُولَ الْخَبَرَ السَّيِّئَ.

O kadar üzgündü ki, kötü haberi söylemeye dili varmadı.

لَمْ يَسْتَطِعْ أَنْ يَقُولَ، لَمْ يَتَمَكَّنْ أَبَدًا مِنْ قَوْلِ أَنَّهُ انْفَصَلَ.

Dili varmadı, ayrıldığını bir türlü söyleyemedi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler