تَمَّ وَضْعُ الْخُبْزِ عَلَى لَوْحِ التَّقْطِيعِ لِيَتَقَطَّعَ إِلَى شَرَائِحَ وَتَمَّ تَقْطِيعُهُ بِعِنَايَةٍ.
Ekmek dilimlenmek için kesme tahtasına yerleştirildi ve dikkatlice kesildi.
تَمَّ وَضْعُ الْخُبْزِ عَلَى لَوْحِ التَّقْطِيعِ لِيَتَقَطَّعَ إِلَى شَرَائِحَ وَتَمَّ تَقْطِيعُهُ بِعِنَايَةٍ.
Ekmek dilimlenmek için kesme tahtasına yerleştirildi ve dikkatlice kesildi.
تَمَّ تَجْهِيزُ الْكَعْكَةِ لِتَتَقَسَّمَ إِلَى شَرَائِحَ، وَكَانَتْ كُلُّ شَرِيحَةٍ سَتَكُونُ مُتَسَاوِيَةً فِي الْحَجْمِ.
Pasta dilimlenmek üzere hazırlandı, her dilim eşit büyüklükte olacaktı.