أَصْبَحَتْ قِصَّةُ حُبِّهِمْ أُسْطُورِيَّةً، وَالْجَمِيعُ يَرْوِي قِصَّتَهُمْ.
Aşkları dillere destan olmuş, herkes onların hikayesini anlatıyordu.
أَصْبَحَتْ قِصَّةُ حُبِّهِمْ أُسْطُورِيَّةً، وَالْجَمِيعُ يَرْوِي قِصَّتَهُمْ.
Aşkları dillere destan olmuş, herkes onların hikayesini anlatıyordu.
كَانَ جَمَالُ تِلْكَ الْمَدِينَةِ الْمَشْهُورُ جِدًّا يَسْحَرُ الْجَمِيعَ.
O şehrin dillere destan güzelliği herkesi büyülüyordu.
لَقَدْ حَقَّقُوا نَجَاحًا ذَائِعَ الصِّيتِ وَدَخَلُوا التَّارِيخَ.
Dillere destan bir başarıya imza attılar ve tarihe geçtiler.