diri

كَانَ رُؤْيَةُ دُبٍّ حَيٍّ فِي الغَابَةِ تَجْرِبَةً لَا تُنْسَى.

Ormanda diri bir ayı görmek, unutulmaz bir deneyimdi.

مُمَارَسَةُ الرِّيَاضَةِ الصَّبَاحِيَّةِ تَجْعَلُنِي نَشِيطًا طَوَالَ اليَوْمِ.

Sabah sporu yapmak, tüm gün diri kalmamı sağlıyor.

بَدَتِ الْخُضْرَوَاتُ فِي السُّوقِ طَازِجَةً وَجَذَّابَةً لِلْغَايَةِ.

Marketteki sebzeler çok diri ve çekici görünüyordu.

Ayrıca: قَوِيّ، مُتَماسِك

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler