dirsek

مِرْفَق — مَرَافِق

دَرَسْتُ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ وَأَنَا أَضَعُ مِرْفَقِي عَلَى الطَّاوِلَةِ وَالْآنَ يُؤْلِمُنِي.

Dirseğimi masaya dayayarak uzun süre ders çalıştım ve şimdi ağrıyor.

كُوع — أَكْوَاع

كُسِرَ كُوعِي نَتِيجَةَ حَادِثٍ وَتَمَّ وَضْعُهُ فِي الْجِبْسِ.

Kaza sonucu dirseğim kırıldı ve alçıya alındı.

اِسْتَخْدَمَ السَّبَّاكُ وُصْلَةَ كُوعٍ لِتَغْيِيرِ اتِّجَاهِ الْأَنَابِيبِ.

Tesisatçı, boruların yönünü değiştirmek için dirsek kullandı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler