divane

كَانَ الرَّجُلُ يَتَصَرَّفُ وَكَأَنَّهُ مَجْنُونٌ بِحُبِّهِ.

Adam, aşkından divane olmuş gibi davranıyordu.

يُعْرَفُ بِأَنَّهُ مُشَجِّعٌ مَهْوُوسٌ بِكُرَةِ القَدَمِ.

O, futbol divanesi bir taraftar olarak bilinir.

أَصْبَحَتِ الْفَتَاةُ الشَّابَّةُ مَفْتُونَةً فِي حَفْلِ الْمُغَنِّي الشَّهِيرِ.

Genç kız, ünlü şarkıcının konserinde divane oldu.

İlişkili Kelimeler