لَقَدْ عَمِلْتُ بِجِدٍّ لِاجْتِيَازِ الِاخْتِبَارِ، وَبِطَبِيعَةِ الْحَالِ نَجَحْتُ.
Sınavı geçmek için çok çalıştım, doğal olarak başarılı oldum.
لَقَدْ عَمِلْتُ بِجِدٍّ لِاجْتِيَازِ الِاخْتِبَارِ، وَبِطَبِيعَةِ الْحَالِ نَجَحْتُ.
Sınavı geçmek için çok çalıştım, doğal olarak başarılı oldum.
هَذَا الْوَضْعُ يُقْلِقُ الْجَمِيعَ بِشَكْلٍ طَبِيعِيٍّ.
Bu durum doğal olarak herkesi endişelendirdi.
الْحُصُولُ عَلَى تَعْلِيمٍ جَيِّدٍ هُوَ حَقٌّ لِلْجَمِيعِ، وَمِنَ الْبَدِيهِيِّ أَنْ تَدْعَمَ الدَّوْلَةُ هَذَا الْأَمْرَ.
İyi bir eğitim almak herkesin hakkı, doğal olarak devlet bu konuda destek olmalı.
طَبِيعَة الحَال، طَبِيعِيًّا، بِالْبَدَاهَةِ