doğramak

قَطَعَتْ أُمِّي الطَّمَاطِمَ لِتَحْضِيرِ السَّلَطَةِ.

Annem, salata yapmak için domatesleri doğradı.

فَرَمَ الطَّاهِي البَصَلَ نَاعِماً لِلْكُفْتَةِ.

Aşçı, köfteler için soğanları ince ince doğradı.

جَزَّأَ الرَّجُلُ الْحَطَبَ إِلَى قِطَعٍ صَغِيرَةٍ.

Adam, odunları küçük parçalara doğradı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler