doğurtmak

كَانَتِ الْقَابِلَةُ مُسْتَعِدَّةً دَائِمًا لِمُسَاعَدَةِ النِّسَاءِ فِي الْقَرْيَةِ فِي الْوِلَادَةِ.

Ebe, köydeki kadınları doğurtmak için her zaman hazırdı.

أَجْرَى الطَّبِيبُ التَّدَخُّلَاتِ اللَّازِمَةَ لِتَسْهِيلِ وِلَادَةِ الْمَرْأَةِ الَّتِي كَانَتْ تُعَانِي.

Doktor, zorlanan kadını doğurtmak için gerekli müdahalelerde bulundu.

İlişkili Kelimeler