يَنْسِجُ صَانِعُ السَّجَّادِ التَّصَامِيمَ الْمُعَقَّدَةَ بِمَهَارَةٍ كَبِيرَةٍ.
Halı ustası, karmaşık desenleri büyük bir ustalıkla dokur.
يَنْسِجُ صَانِعُ السَّجَّادِ التَّصَامِيمَ الْمُعَقَّدَةَ بِمَهَارَةٍ كَبِيرَةٍ.
Halı ustası, karmaşık desenleri büyük bir ustalıkla dokur.
تَحِيكُ أُمِّي لَنَا سُتُرَاتٍ صُوفِيَّةً لِكُلِّ شِتَاءٍ.
Annem her kış için bize yünlü kazaklar dokur.
حَبَكَ، حَاكَ، حَيَّكَ