dokundurmak

لَمْ أُرِدْ أَنْ أُلَمِّحَ لَهُ بِأَيِّ شَيْءٍ، لِذَلِكَ غَيَّرْتُ الْمَوْضُوعَ.

Ona bir şey dokundurmak istemedim, bu yüzden konuyu değiştirdim.

غَمَزَ صَدِيقِي بِكَلَامِهِ دُونَ أَنْ يَذْكُرَ اسْمِي.

Arkadaşım adımı anmadan sözleriyle bana dokundurdu.

أَفْهَمَنِي بِكَلَامِهِ أَنَّهُ لَا يُرِيدُ الذَّهَابَ.

Sözleriyle gitmek istemediğini bana dokundurdu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler