وَصَلْنَا إِلَى التَّلِّ بِالْمُرُورِ عَبْرَ طُرُقٍ مُتَعَرِّجَةٍ.
Dolambaçlı yollardan geçerek tepeye ulaştık.
وَصَلْنَا إِلَى التَّلِّ بِالْمُرُورِ عَبْرَ طُرُقٍ مُتَعَرِّجَةٍ.
Dolambaçlı yollardan geçerek tepeye ulaştık.
تَجَاهَلَ السِّيَاسِيُّ الْمَوْضُوعَ بِإِعْطَاءِ إِجَابَاتٍ مُلْتَوِيَةٍ.
Politikacı, dolambaçlı cevaplar vererek konuyu geçiştirdi.
هَذِهِ مُشْكِلَةٌ مُعَقَّدَةٌ، حَلُّهَا لَيْسَ سَهْلاً.
Bu dolambaçlı bir sorundur, çözümü kolay değil.
مُلْتَوِي