الطَّقْسُ بَارِدٌ جِدًّا، لِذَلِكَ يَجِبُ أَنْ نَرْتَدِيَ مَلَابِسَ سَمِيكَةً.
Hava çok soğuk, dolayısıyla kalın giyinmeliyiz.
الطَّقْسُ بَارِدٌ جِدًّا، لِذَلِكَ يَجِبُ أَنْ نَرْتَدِيَ مَلَابِسَ سَمِيكَةً.
Hava çok soğuk, dolayısıyla kalın giyinmeliyiz.
لَمْ أَسْتَعِدَّ لِلِامْتِحَانِ، وَبِالتَّالِي فَشِلْتُ.
Sınava hazırlanmadım, dolayısıyla başarısız oldum.
كَانَتْ حَرَكَةُ الْمُرُورِ كَثِيفَةً، وَبِنَاءً عَلَى ذَلِكَ تَأَخَّرْتُ عَنِ الِاجْتِمَاعِ.
Trafik yoğundu, dolayısıyla toplantıya geç kaldım.
لِذَا، لِذَا فَإِنَّ، وَبِالتَّالِي، بِحُكْم