كَانَتْ وَجْنَتَاهَا مُمْتَلِئَتَيْنِ وَحَمْرَاوَيْنِ، كَمَا لَوْ أَنَّهَا تَعِيشُ حَيَاةً صِحِّيَّةً.
Yanakları dolgun ve kırmızıydı, sanki sağlıklı bir yaşam sürüyordu.
كَانَتْ وَجْنَتَاهَا مُمْتَلِئَتَيْنِ وَحَمْرَاوَيْنِ، كَمَا لَوْ أَنَّهَا تَعِيشُ حَيَاةً صِحِّيَّةً.
Yanakları dolgun ve kırmızıydı, sanki sağlıklı bir yaşam sürüyordu.
تَبْدُو أَرْجُلُ وَأَذْرُعُ الْأَطْفَالِ الْمُكْتَنِزَةُ لَطِيفَةً لِلْغَايَةِ.
Bebeklerin dolgun bacakları ve kolları çok sevimli görünüyor.
مَحْصُولُ هَذَا الْعَامِ وَفِيرٌ جِدًّا، لِذَلِكَ قَدْ تَنْخَفِضُ الْأَسْعَارُ.
Bu yılki hasat çok dolgun, bu yüzden fiyatlar düşebilir.
مُكْتَنِزَة، عَبْل