donuk

أَشْعُرُ أَنَّ وَجْهِي مُتَجَمِّدٌ لِأَنَّ الْجَوَّ بَارِدٌ جِدّاً.

Hava çok soğuk olduğu için yüzüm donuk gibi hissediyorum.

أَلْوَانُ هَذِهِ الصُّورَةِ بَاهِتَةٌ جِدّاً وَلَيْسَتْ زَاهِيَةً.

Bu resmin renkleri çok donuk, canlı değil.

الْمَرَضُ جَعَلَهُ خَامِلاً جِدّاً وَبِلَا طَاقَةٍ.

Hastalık onu çok donuk ve enerjisiz yapmıştı.

Eşdizimler