تَعَزَّزَتْ صَدَاقَتُهُمَا بِمُرُورِ السِّنِينَ.
Onların dostluğu yıllar geçtikçe daha da güçlendi.
تَعَزَّزَتْ صَدَاقَتُهُمَا بِمُرُورِ السِّنِينَ.
Onların dostluğu yıllar geçtikçe daha da güçlendi.
الْوِدَادُ الْحَقِيقِيُّ يَظْهَرُ فِي أَوْقَاتِ الشِّدَّةِ وَالرَّخَاءِ.
Gerçek dostluk zor ve refah zamanlarında ortaya çıkar.
تُوجَدُ مَوَدَّةٌ طَوِيلَةُ الْأَمَدِ بَيْنَ الْبَلَدَيْنِ.
İki ülke arasında uzun süreli bir dostluk var.
Ayrıca: إِخَاء
وُدّ، مُوَادَّة، صُحْبَة