دُعَاء — أَدْعِيَة
أُمِّي تَدْعُو لِي دَائِمًا، وَدَعَوَاتُهَا تَحْمِينِي.
Annem her zaman benim için dua eder, onun duaları beni korur.
أُمِّي تَدْعُو لِي دَائِمًا، وَدَعَوَاتُهَا تَحْمِينِي.
Annem her zaman benim için dua eder, onun duaları beni korur.
فِي الْأَوْقَاتِ الصَّعْبَةِ، يَلْجَأُ النَّاسُ إِلَى اللهِ وَيَتَضَرَّعُونَ.
Zor zamanlarda insanlar Allah'a sığınır ve dua ederler.
دَعْوَة، رُقْيَة، مُنَاجَاة، اِبْتِهَال، قُنُوت، مُعَوِّذَة