كَانَ طَعْمُ اللَّحْمِ الْمُدَخَّنِ لَذِيذًا جِدًّا.
Dumanlı etin tadı çok lezzetliydi.
كَانَ طَعْمُ اللَّحْمِ الْمُدَخَّنِ لَذِيذًا جِدًّا.
Dumanlı etin tadı çok lezzetliydi.
يُقَلِّلُ الطَّقْسُ الضَّبَابِيُّ مِنْ مَدَى الرُّؤْيَةِ.
Dumanlı hava görüş mesafesini azaltır.
كَانَ هُنَاكَ جَوٌّ مُغَبَّشٌ.
Dumanlı bir atmosfer vardı.
دَاخِن