durmak

اضْطُرَّتِ الْحَافِلَةُ لِلتَّوَقُّفِ عِنْدَمَا اقْتَرَبَتْ مِنَ الْمَحَطَّةِ.

Otobüs durağa yaklaşınca durmak zorunda kaldı.

بَقِيَ هَذَا الْمَبْنَى عَلَى حَالِهِ لِسَنَوَاتٍ عَدِيدَةٍ.

Bu bina yıllardır aynı şekilde duruyor.

أُرِيدُ أَنْ أَمْكُثَ هُنَا لِبَعْضِ الْوَقْتِ وَأَسْتَرِيحَ.

Bir süre burada durmak ve dinlenmek istiyorum.

Ayrıca: وَقَفَ

İlişkili Kelimeler