أَجْرَى الْمُتَحَدِّثُ تَوَقُّفاً قَصِيراً لِلتَّأْكِيدِ عَلَى نُقْطَةٍ مُهِمَّةٍ.
Konuşmacı, önemli bir noktaya vurgu yapmak için kısa bir duraklama yaptı.
أَجْرَى الْمُتَحَدِّثُ تَوَقُّفاً قَصِيراً لِلتَّأْكِيدِ عَلَى نُقْطَةٍ مُهِمَّةٍ.
Konuşmacı, önemli bir noktaya vurgu yapmak için kısa bir duraklama yaptı.
أَعْطَتِ الْوَقْفَةُ فِي الْمُوسِيقَى الْمُسْتَمِعِينَ فُرْصَةً لِالْتِقَاطِ الْأَنْفَاسِ.
Müzikteki duraklama, dinleyicilere nefes alma fırsatı verdi.
أَدَّى التَّبَاطُؤُ فِي الِاقْتِصَادِ إِلَى تَقْلِيلِ أَرْبَاحِ الشَّرِكَاتِ.
Ekonomideki duraklama, şirketlerin kârlarını azalttı.
سَكْتَة