duralamak

تَوَقَّفَتِ السَّيَّارَةُ فَجْأَةً أَمَامَ البَيْتِ.

Araba evin önünde birden duralayıp durdu.

تَلَعْثَمَ الْمُتَحَدِّثُ عِدَّةَ مَرَّاتٍ بِسَبَبِ الْإِثَارَةِ.

Konuşmacı heyecandan dolayı birkaç kez duraladı.

İlişkili Kelimeler