durdurma

أَصْدَرَتِ الشُّرْطَةُ أَمْرًا بِإِيقَافِ السَّيَّارَةِ.

Polis arabayı durdurma emri verdi.

أَثَارَ تَوْقِيفُ الْمُشْتَبَهِ بِهِ ضَجَّةً كَبِيرَةً.

Şüphelinin durdurulması büyük yankı uyandırdı.

الْهَدَفُ مِنْ هَذَا الْقَانُونِ هُوَ مَنْعُ الْعُنْفِ.

Bu yasanın amacı şiddeti durdurmadır.

İlişkili Kelimeler