duru

مَاءُ الْبَحْرِ صَافٍ لِدَرَجَةِ أَنَّكَ تَسْتَطِيعُ رُؤْيَةَ الْحِجَارَةِ فِي الْأَسْفَلِ.

Deniz suyu o kadar duru ki dibindeki taşları bile görebilirsiniz.

الطَّقْسُ نَقِيٌّ جِدًّا الْيَوْمَ، قِمَمُ الْجِبَالِ تَظْهَرُ بِوُضُوحٍ.

Hava bugün çok duru, dağların zirveleri net bir şekilde görünüyor.

لُغَةُ هَذِهِ الْقَصِيدَةِ وَاضِحَةٌ جِدًّا وَمَفْهُومَةٌ.

Bu şiirin dili çok duru ve anlaşılır.