duyurmak

سَتُعْلِنُ الشَّرِكَةُ عَنْ مُنْتَجِهَا الْجَدِيدِ فِي مُؤْتَمَرٍ صَحَفِيٍّ.

Şirket, yeni ürününü bir basın toplantısıyla duyuracak.

عَلَيْنَا أَنْ نُخْبِرَ الشُّرْطَةَ بِالْحَادِثِ.

Olayı polise duyurmak zorundayız.

أَذَاعَتِ الْحُكُومَةُ الْقَانُونَ الْجَدِيدَ عَلَى التِّلْفِزْيُونِ.

Hükümet, yeni yasayı televizyondan duyurdu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler