eğitmek

يَسْعَى المُدَرِّبُونَ إِلَى تَدْرِيبِ الرِّيَاضِيِّينَ وَإِعْدَادِهِمْ لِلْمُسَابَقَاتِ.

Antrenörler sporcuları eğitmek ve onları yarışmalara hazırlamak için çabalarlar.

يَعْمَلُ المُعَلِّمُونَ عَلَى تَعْلِيمِ الطُّلَّابِ وَتَزْوِيدِهِمْ بِالمَعْرِفَةِ.

Öğretmenler öğrencileri eğitmek ve onlara bilgi vermek için çalışırlar.

يَرْغَبُ الآبَاءُ وَالأُمَّهَاتُ فِي تَرْبِيَةِ أَطْفَالِهِمْ بِشَكْلٍ جَيِّدٍ وَتَنْشِئَتِهِمْ كَأَفْرَادٍ مُفِيدِينَ لِلْمُجْتَمَعِ.

Anne babalar çocuklarını iyi bir şekilde eğitmek ve onları topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmek isterler.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler