eğlemek

أَخَّرَ تَسَاقُطُ الثُّلُوجِ الْكَثِيفُ رِحْلَاتِ الطَّيَرَانِ.

Yoğun kar yağışı, uçak seferlerini eğledi.

رَوَى لَهَا حِكَايَاتٍ لِتَسْلِيَةِ طِفْلِهَا الْمَرِيضِ.

Hasta çocuğunu eğlemek için ona masallar anlattı.

İlişkili Kelimeler