eğri

يَجِبُ الْقِيَادَةُ بِحَذَرٍ فِي الْأَجْزَاءِ الْمُنْحَنِيَةِ مِنَ الطَّرِيقِ.

Yolun eğri kısımlarında dikkatli sürmek gerekiyor.

اللَّوْحَةُ الْمُعَلَّقَةُ عَلَى الْحَائِطِ مُعْوَجَّةٌ قَلِيلًا، يَجِبُ عَلَيْكَ تَعْدِيلُهَا.

Duvara asılan tablo biraz eğri duruyor, düzeltmelisin.

هَذَا اللَّوْحُ غَيْرُ مُسْتَقِيمٍ لِلْغَايَةِ، لِذَلِكَ لَا يُمْكِنُ اسْتِخْدَامُهُ.

Bu tahta çok eğri, bu yüzden kullanılamaz.

Ayrıca: مُلْتَوٍ

Eşdizimler