أَثْرَتِ الْمُصَاحَبَةُ عَلَى الْبِيَانُو الْأُغْنِيَةَ وَأَغْنَتِ الْأَدَاءَ.
Piyanoyla şarkıya eşlik etmek, performansı zenginleştirdi.
أَثْرَتِ الْمُصَاحَبَةُ عَلَى الْبِيَانُو الْأُغْنِيَةَ وَأَغْنَتِ الْأَدَاءَ.
Piyanoyla şarkıya eşlik etmek, performansı zenginleştirdi.
أُحِبُّ رِفْقَةَ الْأَصْدِقَاءِ فِي الرِّحْلَاتِ الطَّوِيلَةِ لِأَنَّهَا مُمْتِعَةٌ.
Uzun yolculuklarda arkadaşların eşliğini seviyorum çünkü çok eğlenceli.
أَسْعَدَنِي كَثِيرًا مُرَافَقَتُكَ لِي فِي رِحْلَتِي.
Bana yolculuğumda eşlik etmen beni çok mutlu etti.
Ayrıca: مُلَازَمَة
صُحْبَة، مَعِيَّة