لَمْ يَتِمَّ قَبُولُ الْمَرِيضِ فِي الْمُسْتَشْفَى بِدُونِ مُرَافِقٍ.
Hasta, hastaneye eşlikçi olmadan kabul edilmedi.
لَمْ يَتِمَّ قَبُولُ الْمَرِيضِ فِي الْمُسْتَشْفَى بِدُونِ مُرَافِقٍ.
Hasta, hastaneye eşlikçi olmadan kabul edilmedi.
كانَ الرَّجُلُ العَجُوزُ يَبْحَثُ دائِمًا عَن رَفِيقٍ أَثْناءَ المَشْيِ في الحَدِيقَةِ.
Yaşlı adam, parkta yürüyüş yaparken her zaman bir eşlikçi arıyordu.