efsunkâr

سَحَرَ الْجَمِيعَ بِصَوْتِهِ السَّاحِرِ.

O efsunkâr sesiyle herkesi büyüledi.

كَانَتْ تَتَمَتَّعُ بِجَمَالٍ فَاتِنٍ.

Efsunkâr bir güzelliğe sahipti.

كَانَتْ لَدَيْهِ ابْتِسَامَةٌ جَذَّابَةٌ.

Efsunkâr bir gülümsemesi vardı.

İlişkili Kelimeler