كَانَ يَنْجَحُ فِي التَّأْثِيرِ عَلَى الْجَمِيعِ بِنَظَرَاتِهِ السَّاحِرَةِ.
O efsunlu bakışlarıyla herkesi etkilemeyi başarıyordu.
كَانَ يَنْجَحُ فِي التَّأْثِيرِ عَلَى الْجَمِيعِ بِنَظَرَاتِهِ السَّاحِرَةِ.
O efsunlu bakışlarıyla herkesi etkilemeyi başarıyordu.
هَذِهِ الْمَدِينَةُ الْفَاتِنَةُ تَسْحَرُ زُوَّارَهَا.
Bu efsunlu şehir, ziyaretçilerini büyülüyor.
كَانَ يَشْعُرُ وَكَأَنَّهُ ضَائِعٌ فِي غَابَةٍ مَسْحُورَةٍ.
Efsunlu bir ormanda kaybolmuş gibi hissediyordu.