إِنَّهُ مُتَذَوِّقٌ يَسْتَمْتِعُ بِكُلِّ لَحْظَةٍ فِي الْحَيَاةِ.
O, hayatın her anından zevk alan bir ehlizevktir.
إِنَّهُ مُتَذَوِّقٌ يَسْتَمْتِعُ بِكُلِّ لَحْظَةٍ فِي الْحَيَاةِ.
O, hayatın her anından zevk alan bir ehlizevktir.
يُقَدِّرُ الْأَشْخَاصُ الْمُسْتَمْتِعُونَ الطَّعَامَ الْجَيِّدَ وَالْفَنَّ.
Ehlizevk insanlar, güzel yemeklere ve sanata değer verirler.
بِصِفَتِي شَخْصًا مُتَلَذِّذًا، أَسْتَمْتِعُ بِطَعْمِ كُلِّ وَجْبَةٍ.
Ehlizevk biri olarak, her yemeğin tadını çıkarırım.