ekletmek

أَرَادَ الْمُدِيرُ أَنْ يَجْعَلَ مُسَاعِدَهُ يُضِيفُ بَعْضَ الْمَعْلُومَاتِ الْهَامَّةِ إِلَى التَّقْرِيرِ.

Müdür, asistanına rapora bazı önemli bilgileri ekletmek istedi.

أَرَادَ الْمُعَلِّمُ أَنْ يُكَلِّفَ الطُّلَّابَ بِإِضَافَةِ قِسْمِ خَاتِمَةٍ إِلَى وَاجِبَاتِهِمْ.

Öğretmen, öğrencilere ödevlerine bir sonuç bölümü ekletmek istedi.

İlişkili Kelimeler