تَظْهَرُ فِي الصُّورَةِ امْرَأَةٌ مُرْتَدِيَةٌ مَلَابِسَ، وَتَرْتَدِي قُبَّعَةً أَنِيقَةً.
Resimde elbiseli bir kadın görünüyor, şık bir şapka takmış.
تَظْهَرُ فِي الصُّورَةِ امْرَأَةٌ مُرْتَدِيَةٌ مَلَابِسَ، وَتَرْتَدِي قُبَّعَةً أَنِيقَةً.
Resimde elbiseli bir kadın görünüyor, şık bir şapka takmış.
كَانَ الْأَطْفَالُ بِثِيَابٍ يَلْعَبُونَ بِفَرَحٍ فِي الْحَدِيقَةِ.
Elbiseli çocuklar parkta neşeyle oynuyorlardı.