elden çıkarmak

لَقَدْ وَضَعْتُ إِعْلَانًا لِبَيْعِ سَيَّارَتِي الْقَدِيمَةِ.

Eski arabamı elden çıkarmak için bir ilan verdim.

أُرِيدُ التَّخَلُّصَ مِنَ الأَشْيَاءِ الَّتِي لَمْ أَعُدْ أَسْتَخْدِمُهَا.

Artık kullanmadığım eşyaları elden çıkarmak istiyorum.

قَرَّرَتِ الشَّرِكَةُ التَّفْرِيطَ فِي فَرْعِهَا الَّذِي يُحَقِّقُ خَسَائِرَ.

Şirket, zarar eden şubesini elden çıkarmaya karar verdi.

İlişkili Kelimeler