يَعْمَلُ الْمُهَنْدِسُونَ لِتَزْوِيدِ الْمَبْنَى الْجَدِيدِ بِالْكَهْرَبَاءِ.
Yeni binaya elektrik vermek için mühendisler çalışıyorlar.
يَعْمَلُ الْمُهَنْدِسُونَ لِتَزْوِيدِ الْمَبْنَى الْجَدِيدِ بِالْكَهْرَبَاءِ.
Yeni binaya elektrik vermek için mühendisler çalışıyorlar.
هَدَّدَتِ الشُّرْطَةُ بِإِعْطَاءِ صَدْمَةٍ كَهْرَبَائِيَّةٍ لِلْمُجْرِمِ لِجَعْلِهِ يَتَكَلَّمُ.
Polis, suçluyu konuşturmak için ona elektrik vermekle tehdit etti.
كَهْرَبَ