حُزْن — أَحْزَان
شَعَرَ بِحُزْنٍ عَمِيقٍ بَعْدَ فَقْدَانِ صَدِيقِهِ وَظَلَّ فِي حِدَادٍ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Kaybettiği arkadaşının ardından derin bir elem duydu ve uzun süre yas tuttu.
شَعَرَ بِحُزْنٍ عَمِيقٍ بَعْدَ فَقْدَانِ صَدِيقِهِ وَظَلَّ فِي حِدَادٍ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Kaybettiği arkadaşının ardından derin bir elem duydu ve uzun süre yas tuttu.
يُعَبِّرُ الشَّاعِرُ فِي قَصَائِدِهِ عَنْ كَآبَةِ الْحُبِّ وَالْفِرَاقِ بِطَرِيقَةٍ مُؤَثِّرَةٍ.
Şair, şiirlerinde aşkın ve ayrılığın elemini etkileyici bir şekilde dile getiriyor.
كَانَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ فِي حَالَةِ أَسًى شَدِيدٍ بِسَبَبِ أَخْطَائِهِ الْمَاضِيَةِ وَكَانَ يَشْعُرُ بِالنَّدَمِ.
Yaşlı adam, geçmişteki hatalarından dolayı büyük bir elem içindeydi ve pişmanlık duyuyordu.