eleme

كَانَتْ مُبَارَيَاتُ الْإِقْصَاءِ فِي الْبُطُولَةِ مُثِيرَةً لِلْغَايَةِ وَتَمَّ إِقْصَاءُ الْفِرَقِ الْمُفَضَّلَةِ.

Turnuvadaki eleme maçları çok heyecanlı geçti ve favori takımlar elendi.

دَخَلَتِ الشَّرِكَةُ فِي عَمَلِيَّةِ تَصْفِيَةِ الْمُوَظَّفِينَ بِهَدَفِ خَفْضِ التَّكَالِيفِ وَتَمَّ تَسْرِيحُ بَعْضِ الْمُوَظَّفِينَ.

Şirket, maliyetleri düşürmek amacıyla personel eleme sürecine girdi ve bazı çalışanlar işten çıkarıldı.

تَمَّ اتِّخَاذُ قَرَارِ اسْتِبْعَادِ الرِّيَاضِيِّينَ الَّذِينَ تَمَّ الْكَشْفُ عَنْ تَعَاطِيهِمْ لِلْمُنَشِّطَاتِ فِي الْمُسَابَقَةِ وَتَمَّ اسْتِبْعَادُهُمْ.

Yarışmada doping yaptığı tespit edilen sporcuların eleme kararı alındı ve diskalifiye edildiler.

Eşdizimler