كَانَ يَخْشَى الْوُقُوعَ فِي قَبْضَةِ الْأَعْدَاءِ.
Düşmanların eline düşmekten korkuyordu.
كَانَ يَخْشَى الْوُقُوعَ فِي قَبْضَةِ الْأَعْدَاءِ.
Düşmanların eline düşmekten korkuyordu.
بِسَبَبِ سُوءِ إِدَارَةِ الشَّرِكَةِ، أَصْبَحَتْ تَحْتَ سَيْطَرَتِهِ.
Şirket kötü yönetildiği için onun eline düştü.