ellilik

كَانَ رَجُلٌ خَمْسِينِيٌّ يَقْرَأُ جَرِيدَةً فِي الْحَدِيقَةِ.

Ellilik bir adam parkta gazete okuyordu.

كَانَ لَدَيَّ وَرَقَةٌ بَنْكِيَّةٌ وَاحِدَةٌ فَقَطْ بِقِيمَةِ خَمْسِينَ فِي مِحْفَظَتِي.

Cüzdanımda sadece bir tane ellilik banknot vardı.

يُبَاعُ هَذَا الصُّنْدُوقُ فِي مَجْمُوعَةٍ مُكَوَّنَةٍ مِنْ خَمْسِينَ قِطْعَةً.

Bu kutu ellilik bir set halinde satılıyor.

Eşdizimler