emin

قَالَ إِنَّهُ وَاثِقٌ مِنْ حُصُولِهِ عَلَى دَرَجَةٍ عَالِيَةٍ فِي الِامْتِحَانِ، لَقَدْ دَرَسَ بِجِدٍّ.

Sınavdan yüksek not alacağından emin olduğunu söyledi, çok çalışmıştı.

أَنَا مُتَأَكِّدٌ مِنْ أَنَّنِي رَأَيْتُ هَذَا الْفِيلْمَ مِنْ قَبْلُ.

Bu filmi daha önce gördüğüme eminim.

Ayrıca: مُؤَكَّد

Eşdizimler