أُرِيدُ أَنْ أَتَأَكَّدَ مِنْ أَنَّ كُلَّ شَيْءٍ عَلَى مَا يُرَامُ قَبْلَ أَنْ أَذْهَبَ.
Gitmeden önce her şeyin yolunda olduğundan emin olmak istiyorum.
أُرِيدُ أَنْ أَتَأَكَّدَ مِنْ أَنَّ كُلَّ شَيْءٍ عَلَى مَا يُرَامُ قَبْلَ أَنْ أَذْهَبَ.
Gitmeden önce her şeyin yolunda olduğundan emin olmak istiyorum.
فَحَصَتِ الشُّرْطَةُ الْأَدِلَّةَ لِلتَّأَكُّدِ مِنْ هُوِيَّةِ الْمُجْرِمِ.
Polis, suçlunun kimliğinden emin olmak için delilleri inceledi.
أَجْرَى الطَّبِيبُ فَحْصًا تَفْصِيلِيًّا لِيَطْمَئِنَّ عَلَى الْحَالَةِ الصِّحِّيَّةِ لِلْمَرِيضِ.
Doktor, hastanın sağlık durumundan emin olmak için detaylı bir muayene yaptı.
عَلَى يَقِين، أَيْقَنَ، اِسْتَيْقَنَ