enayileşmek
قَدْ يَجْعَلُ الْإِفْرَاطُ فِي مُشَاهَدَةِ التِّلْفِزْيُونِ الشَّخْصَ سَاذَجًا.
Çok fazla televizyon izlemek insanı enayileştirebilir.
لَقَدْ كَذَبَ كَثِيرًا حَتَّى أَصْبَحَ مُغَفَّلًا فِي النِّهَايَةِ.
O kadar çok yalan söyledi ki sonunda enayileşti.

