engel olmak

مَنَعَتِ الشُّرْطَةُ الْحُشُودَ مِنْ دُخُولِ الطَّرِيقِ.

Polis, kalabalığın yola girmesine engel oldu.

أَعَاقَ الْمَطَرُ بَدْءَ الْمُبَارَاةِ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ.

Yağmur, maçın zamanında başlamasına engel oldu.

حَالَتِ الْمِيزَانِيَّةُ غَيْرُ الْكَافِيَةِ دُونَ إِكْمَالِ الْمَشْرُوعِ.

Yetersiz bütçe, projenin tamamlanmasına engel oldu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler